ALAÇATI

Rüzgâra karşı zafer kazanmak doğa ile bire bir mücadeleye girmek, 60-70 km hızla denizin yüzeyinde uçmak… Özgürlüğü doyasıya yaşayabileceğiniz, oksijeni beyninizde ve ciğerlerinizde hissedebileceğiniz bir doğal ortam Çeşme – Alaçatı.

Doğa yapısı, coğrafi konumu ve iklimi ile ünlü Alaçatı; rüzgârla denizde dans edenlerin ya da denizin üstünde uçanların mekanı olarak tanınıyor. Surf’çüler açısından dünyanın yedi önemli parkurundan biri sayılan Alaçatı, ilginç coğrafyasının yanında, mimarisi, yetiştirdiği ürünleri ve kolay ulaşımıyla da Çeşme’yi gölgede bırakacak özelliklere sahip. Olağanüstü coğrafyaya sahip Alaçatı halicinin konukları kuğular, artık uğramaz olmuş. Kamyonlar, vidanjörler vızır, vızır. Ya burunlar koku almıyor ya da Alaçatı’nın gelişmesi istenmiyor. Çeşme Çiftlikköy Pırlanta koyu plaj kumunun alındığı, Yeldeğirmenleri’nin menfaat uğruna yıkıldığı Çeşme’yi sevmem ama, Alaçatı hep ilgimi çekmişti.

Özellikle de kumsala yapılan Süzer Oteli’yle, hafta sonu gece hayatını seven ve Bodrum’la yarışanların popüler uğrak yeri Sea-Side sahil disko barlarını geçip asfaltı bitirdikten sonra, Çark ve Piyale koyu sonrasında muhteşem kayaların yer aldığı emsalsiz koyda denize girmeye bayılırdım. Ne var ki, yazın süt beyazı renge bürünen kayalar eski şekillerini kaybetmiş, biraz tahrip olmuş ve atık suların biriktiği yerlere benzemiş. Venedik benzeri bir projesi olan Alaçatı’da dünyanın çeşitli yerlerinden gelen surf’çüler şimdilik tehlikeden habersiz 60-70 km hızla iki kıyı arası haliçte kanatlanıp uçuyorlar.Yunan mitolojisine göre, rüzgâr tanrısının yaşadığı yer olarak bilinir Alaçatı.

Alaçatı Mimarisi:
Alaçatı’da ilk dikkati çeken mimari doku. “Alaçatı taşı” adı verilen ponza taşı görünümlü kesme taşlardan yapılan evler, kışın sıcak yazın da serin tutma özelliğine sahip. Çürük bir taş sayılmasına rağmen, havanın karbondioksidi ile birleşince, kalker oluşturup filtre görevi yapıyor. Beldenin zemini de bu taşlarla kaplı. Bir kısmı Rumlar’dan kalma eski Alaçatı evlerini restore edip yerleşmek, şu sıralar pek moda olmuş. Karabiber ağaçlarının sıralandığı yeni sokaklara dizili bahçeli villalar ise imrendirici güzellikte. Daldırma yöntemiyle üretilen Sakız ağaçları korusu, Yeldeğirmenleri, daracık sokaklar, kendine özgü, sakin ve sessiz. Bu sokaklarda yürüyenler için de, zevk veren bir huzur sığınağı. Alaçatı merkezden ayrılıp ilkbaharda sapsarı açan mimoza çiçekli yolu takip ederek, rüzgârın enerjiye dönüştüğü tepenin eteğindeki Alaçatı Surf Paradise’a geliyoruz.

Sörf Cenneti: 
İki tepe arasında yükselip aşağı düşerken hız kazanan rüzgârla oluşan koridor, tam surf’çülerin istediği gibi. Denizden karaya kıyıya paralel esiyor ve dalga yapmıyor. Surf’ün denize kaçma riski kalmıyor. Surf’çülere psikolojik olarak öğrenmeyi çabuklaştırıp güvencede olduğunu hissettiriyor.

Surf’çüler 50-70 km hız kazanırken; parkurun 200-300 metre sığ kum, aynı zamanda da boyu geçmeyen derinlikte olması, özellikle yeni başlayan surf board’undan düşenlere kolay kalkma imkanı veriyor. En kötüyü hep en önce düşünürüm. Merak bu ya çarpışma olmaz mı diye bir soru geliyor akla. Karşıdan gelenin, sağ eli önde olanın, rüzgâr altındakinin yol hakkı varmış. Çarpışma anında en son yapılacak şey malzemeyi bırakıp suya atlamak oluyormuş. Alaçatı Surf Paradise Bar-Restoran Beach Club 12 ay açık ve sörf meraklılarına hizmet ediyor.

Alaçatı'ya nasıl gidilir?
İstanbul’dan çıkışta Yenikapı’dan feribota aracınızla binip Bandırma’da inince, direksiyona yeni geçmenin zindeliği ile yola başlıyor; 300 km sonra Balıkesir çevre yolu, Manisa üzeri İzmir’e ve Çeşme otoyolunun 71 km’sini kullanarak Alaçatı’ya ulaşıyorsunuz. Bandırma’dan sonra 4-5 saatlik yol surf tutkunları için kışın bile gelmeye değiyor.